Yöneticiler ekiplerinde karar alma kalitesini nasıl geliştirebilir?
Yöneticiler ekiplerinde karar alma kalitesini nasıl geliştirebilir?

Yöneticiler Ekiplerinde Karar Alma Kalitesini Nasıl Geliştirebilir?
Bir ekibin karar kalitesi çoğu zaman yöneticisinin karar verme becerisiyle ilişkilendirilir.
Ancak güçlü bir yönetici için daha önemli bir gösterge vardır:
Ekip, yönetici olmadan da doğru kararlar verebiliyor mu?
Bazı ekiplerde çalışanlar deneyimli ve yetkin olmalarına rağmen en küçük belirsizlikte yöneticilerine döner.
“Müşteriye ne cevap verelim?”
“Hangisini önce yapalım?”
“Burada nasıl ilerleyelim?”
“Bunu onaylıyor musunuz?”
Yönetici cevap verir.
İş devam eder.
Bu sistem ilk bakışta kontrollü görünür.
Fakat ekip büyüdükçe yönetici bütün kararların geçtiği bir darboğaza dönüşebilir.
Asıl liderlik görevi her kararı doğru vermek değil, ekibin doğru karar verebilme kapasitesini geliştirmektir.
Ekipler Neden Sürekli Yönetici Onayı Bekler?
Bunun nedeni her zaman çalışanların yetersizliği değildir.
Kurum içindeki geçmiş deneyimler çalışanlara onay beklemeyi öğretmiş olabilir.
Örneğin çalışan daha önce inisiyatif kullandığında;
Kararı sert biçimde eleştirilmiş,
Yetki sınırı açık anlatılmamış,
Hata yaptığında suçlanmış,
Yönetici sonradan kararı değiştirmiş,
Başarılı kararları fark edilmemiş
olabilir.
Bir süre sonra çalışan şu davranışı öğrenir:
“Karar vermek yerine sorarsam daha az risk alırım.”
Bu durumda karar bağımlılığı yalnızca çalışan problemi değildir.
Yönetim biçiminin ürettiği bir davranış olabilir.
Her Kararın Yöneticiye Gitmesi Neden Sorundur?
Merkezileşmiş karar sistemi başlangıçta güvenli görünebilir.
Ancak zaman içinde;
İşler yavaşlar,
Müşteri bekler,
Yönetici operasyonel ayrıntılara gömülür,
Çalışanların inisiyatifi azalır,
Yönetici olmadığında süreçler durur,
Çalışanların problem çözme becerisi gelişmez.
Daha önemlisi, yönetici stratejik konulara ayırması gereken zamanı günlük küçük kararlarla tüketebilir.
Güçlü liderlik kontrolü tamamen bırakmak değildir.
Kararın doğru seviyede alınmasını sağlamaktır.
Çalışanlara Karar Yetkisi Vermek Yeterli midir?
Hayır.
“Bundan sonra siz karar verin.”
demek yetkilendirme değildir.
Çalışanın sağlıklı karar verebilmesi için hangi sınırlar içinde hareket ettiğini bilmesi gerekir.
Örneğin;
Hangi kararları tek başına verebilir?
Hangi kararlar yönetici onayı gerektirir?
Hangi risk seviyesinde konuyu yukarı taşımalıdır?
Hangi bütçe sınırları geçerlidir?
Müşteri konusunda hangi esnekliği kullanabilir?
Hangi durumlarda süreç durdurulmalıdır?
netleşmelidir.
Belirsiz yetki özgürlük değil, yeni bir belirsizlik yaratır.
Karar Kriterleri Neden Açıklanmalıdır?
Çalışan yalnızca yöneticinin hangi kararı verdiğini görürse sonucu öğrenir.
Yönetici neden o kararı verdiğini açıklarsa düşünme biçimini de öğrenebilir.
Örneğin yönetici;
“B seçeneğini uygulayalım.”
diyebilir.
Ya da şöyle açıklayabilir:
“B seçeneğini seçiyorum çünkü müşteri etkisi daha düşük, geri dönüşü mümkün ve zaman açısından bize iki günlük avantaj sağlıyor.”
İkinci durumda çalışan yalnızca cevabı değil;
Müşteri etkisini,
Riski,
Geri döndürülebilirliği,
Zaman etkisini
değerlendirmeyi öğrenir.
Yöneticinin düşünme biçimini görünür hâle getirmesi ekipte karar verme eğitimi yaratır.
Yönetici Çalışana Hangi Soruları Sorabilir?
Çalışan problemle geldiğinde yönetici hemen cevap vermek yerine düşünme sürecini açabilir.
Örneğin:
“Sen olsan ne yapardın?”
“Hangi seçenekleri değerlendirdin?”
“En büyük risk hangisi?”
“Bu karar müşteriyi nasıl etkiler?”
“Karar yanlış çıkarsa geri dönebilir miyiz?”
“Hangi bilgi eksik?”
“Bu kararın sonucunun sorumluluğu sende olsa hangi seçeneği tercih ederdin?”
Bu sorular çalışanı yalnızca problemi aktaran kişi olmaktan çıkarıp çözüm üreten kişi hâline getirir.
Çalışanın Her Zaman Üç Alternatif Getirmesi Gerekir mi?
Hayır.
